Ana içeriğe atla

En Ünlü Şeflerin Yemek Konusunda Kimseye Söylemedikleri 8 Gizli Lezzet Sırrı




Yemek pişirmek çok kolay gibi görünse de; daha leziz olması için bazı püf noktaları önemli… Biraz size anlatacağımız püf noktalarını normalde ancak yıllar geçen deneyimin ardından belki kendiniz keşfedebilirdiniz ya da şanslı iseniz annenizden size miras kalmış olabilirdi...



Çünkü bu püf noktaları öyle her yede görüp, duyabileceklerinizden değil. O yüzden her bir cümlesini mutlaka not alın derim.



- Çayı daha lezzetli olması için soğuk su ile yıkamak ve iyice kaynamış içme suyu ile demlemek gerekiyor. Eğer varsa porselen demlik kullanmanızı öneriyorum.



Mesela, daha hoş bir aroma vermesi için demliğin içine bir dilim portakal kabuğu ve bardağıma da bir karanfil ya da gül yaprağı atarım. Hem lezzetli hem de sağlıklı oluyor, çünkü karanfil vücut ağrılarına iyi geliyor, mikropları öldürüyor ve özellikle ağız ve boğaz enfeksiyonundan koruyor.



– Sebze yemeklerini, bir taşım kaynadıktan sonra kısık ateşte ve susuz olarak pişiririm. Tencerenin kapağını açmamaya özen gösteririm ve eğer karışması gerekiyorsa tencereyi sallarım. O zaman sebzeler daha yeşil kalıyor ve vitaminlerinden değer kaybetmiyor.



– Pilav yaparken, tencerenin içine bir kaç damla limon damlatır ve bir adet küp şeker atarım. Limon; pirincin renginin daha beyaz olmasını sağlıyor. Şeker ise pirincin buruk tadını alıyor.




– Eti pişirmeden önce mutlaka iki gün buzdolabında dinlendiririm. Eğer marine ederek hazırlayacaksam; o zaman zeytinyağı, biraz şeker (şeker yumuşatır), 2-3 diş sarımsak, defne yaprağı, tane karabiber, biraz süt veya yoğurdu çırpıp; bu karışımı etle harmanlarım ve bu şekilde bekletirim. Izgarada etler hem daha kolay pişiyor hem de yumuşak ve leziz oluyor.



– Eğer fırında tavuk yapacaksam, tavuğun üzerine (nar gibi kızarsın ve kıpkırmızı olsun diye) limon sürerim.




– Tatlıları da 170 derecelik, ısıtılmış fırında pişiririm ve fırının kapağını çok açmamaya özen gösteririm. Eğer kek pişiriyorsanız ve sürekli kapağını açıyorsanız, kabarmaz.



Tatlılarda pişirme teknikleri çok önemli. Mesela bazı tatlıların şerbetleri soğuk bazılarının ılık veya sıcak olmak zorunda. Aksi taktirde tatlı, şerbeti çekmez ve katı kalır.



– Yemekte bir de kalori hesaplamalarına dikkat etmek gerekiyor. Örneğin; eti, pilav veya makarna yerine sebze ile tüketmek ve et ile beraber ayran içmemek gerekiyor.



Çünkü o zaman etin verdiği proteini vücut ememiyor. Acıktığınız zaman yine salatalık, 3 tane kayısı veya incir ile açlık hissini bastırmak gerekiyor. Bizim bir hatamız da sevdiğimiz şeyi, patlayana kadar yememiz, bir kaşıkla yetinmememiz…




– Benim evde uyguladığım bir yemek kuralım var; menüde köfte varsa yanında haşlama sebze de vardır, makarnayı daha çok sebzeli yapmaya gayret gösteririm.




Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen...




Görsel kaynaklar:
  • Genel Mutfak Bilgileri
İçerik Kaynakları :
  • Genel Mutfak Bilgileri
  • Ayşe Tüter

ŞUAN EN ÇOK NE OKUNUYOR 👇👇

Bahçenizdeki Mor Hazine ve Göz Ardı Edilen Şifası

Bahçenizdeki Mor Hazine: Mor Ballıbaba ve Göz Ardı Edilen Şifası Bahçenizde yürürken mor tepeli, ısırgan otuna benzeyen ama dokunduğunuzda elinizi yakmayan o bitkiyi hiç fark ettiniz mi? Çoğu insan onu sadece bahçeyi işgal eden sıradan bir yabani ot sanıp üzerinden atlar geçer. Oysa adı Mor Ballıbaba (İngilizce adıyla Purple Dead Nettle ) olan bu bitki, aslında doğanın bize sunduğu en besleyici ve şifalı hediyelerden biridir. Adında "ısırgan" (nettle) geçmesine rağmen, gerçek ısırgan otuyla bir akrabalığı yoktur ve yakıcı tüylere sahip değildir. Nane ailesinin (Lamiaceae) bir üyesi olan bu bitki; yumuşacık yaprakları, hafif topraksı tadı ve şaşırtıcı tıbbi özellikleriyle doğal yaşam tutkunlarının yeni favorisidir. Mor Ballıbaba (Lamium purpureum) Nedir? Erken ilkbaharda kış uykusundan uyanan ilk yenilebilir yabani bitkilerden biridir. Onu şu özelliklerinden kolayca tanıyabilirsiniz: Yapraklar: Yumuşak, tüylü ve kalp şeklindedir. Renk: Bitkinin tepe k...

Yol Kenarından Görmezlikten Gelinip Geçilen Yabani Ot (Antik Mısırların Hazinesi)

Yol kenarlarında, boş arazilerde veya arka bahçenizde kendiliğinden biten, yapraklarının altı hafif dikenli o uzun bitkiyi mutlaka görmüşsünüzdür. Çoğu zaman bir "yabani ot" muamelesi görüp sökülse de, Dikenli Marul ( Lactuca serriola ), aslında binlerce yıldır kullanılan şifalı bir bitkidir. Antik Mısırlılardan günümüze kadar uzanan bir geçmişe sahip olan bu bitki, içerdiği zengin besin değerleri ve şaşırtıcı tıbbi etkileriyle sadece bir ot değil, doğanın sunduğu ücretsiz bir eczanedir. Bir dahaki sefere onu koparmadan önce, sağlığınız için neler yapabileceğine bir göz atın. Dikenli Marulun Sağlığımıza 8 Önemli Faydası 1. Doğal Bir Ağrı Kesici ve Sakinleştirici Bu bitkinin en dikkat çekici özelliği, sapı kırıldığında ortaya çıkan beyaz, süt benzeri özsuyudur (Lateks). Bu sıvı, hafif sedatif (sakinleştirici) ve ağrı kesici özelliklere sahiptir. Geleneksel tıpta baş ağrılarını dindirmek, eklem ağrılarını hafifletmek ve uykusuzluk çekenleri rahatlatmak için kullan...

Doğanın Saklı Hazinesi ve Kafeinsiz Enerji Kaynağı

  Doğanın Saklı Hazinesi ve Kafeinsiz Enerji Kaynağı Çoğumuz hurmanın o tatlı, karamelimsi etli kısmını büyük bir keyifle tüketiriz; ancak asıl mucizenin o sert çekirdeğin içinde saklı olduğunu çok az kişi bilir. Genellikle çöp kutusunu boylayan hurma çekirdekleri, aslında kavrulup öğütüldüğünde zengin aromalı, gövdeli ve tamamen kafeinsiz bir kahve alternatifine dönüşür. Yüzyıllar boyunca Orta Doğu kültürlerinde ve Bedevi geleneklerinde şifa kaynağı olarak tüketilen bu içecek, günümüzde "sıfır atık" mutfak akımı ve sağlıklı yaşam arayışlarıyla birlikte modern bir dönüş yapıyor. Eğer kahve ritüelini seviyor ama kafeinin yan etkilerinden kaçınıyorsanız, bu kadim içecek tam size göre. Hurma Çekirdeği Kahvesinin 10 Mucizevi Faydası 1. Kafeinsiz Doğal Enerji Geleneksel kahvenin aksine kafein içermez. Bu sayede kahve içtikten sonra yaşanan o ani enerji düşüşlerini (crash), el titremesini veya çarpıntıyı yaşamazsınız. Akşam saatlerinde bile gönül rahatlığıyla içilebilir. 2. Anti...

Bahçenizden Söküp Attığınız O Sarı Çiçek Aslında Tam Bir Şifa Deposu! (Ispanaktan Daha Proteinli, Kemiklerin En Yakın Dostu)

Kemikleri Güçlendirir, Karaciğeri Temizler: Sıradan Bir Yabani Ot Değil, Mucizevi Karahindiba! Pek çok insan bahçesinde beliren bu sarı çiçekli bitkiyi "istenmeyen bir yabani ot" olarak görüp söküp atar. Oysa Karahindiba , doğanın bize sunduğu en güçlü ve en bedava şifa depolarından biridir! Geleneksel tıpta yüzyıllardır baş köşede yer alan bu bitki; egzama, sedef hastalığı, karaciğer yorgunluğu, kansızlık ve hatta depresyonla mücadelede tam bir savaşçıdır. Peki bu mucizeyi günlük hayatımıza, mutfağımıza nasıl taşıyacağız? Sadece faydalarını bilmek yetmez; yazımızın devamında karaciğerinizi temizleyecek enfes bir detoks çayı , kahvaltılarınıza lezzet katacak şifalı bir salata , Ege usulü zeytinyağlı kavurma ve hatta kafeinsiz karahindiba kahvesi gibi evde kolayca hazırlayabileceğiniz birbirinden pratik ve detaylı tarifler sizi bekliyor! Biliyor muydunuz? Karahindiba ıspanaktan daha fazla protein içerir...

Anadolu Topraklarının Gizli Şifası (Dikenin İçindeki Cevher)

Anadolu Topraklarının Gizli Şifası: Çoban Çökerten  Eğer köyde yaşadıysanız ya da yol kenarlarında bir yürüyüşe çıktıysanız, ayakkabınızın tabanına veya bisikletinizin lastiğine batan o inatçı, sert dikenli otu mutlaka görmüşsünüzdür. Bizim buralarda ona boşuna "Çoban Çökerten" demezler; çünkü o dikenler öyle serttir ki, çarık deler, hayvanların ayağına batınca koca öküzü bile çöktürür! Türkiye'nin hemen hemen her yerinde yetişse de, en çok Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinin güneşli düzlüklerini sever. Anadolu’nun farklı yörelerinde halk arasında şu isimlerle de anılır: Demir Dikeni (En yaygın adı) Taş Kıran Otu (Böbrek taşlarına olan etkisi nedeniyle) Pıtrak (Ege ve İç Anadolu'da bazı bölgelerde) Çarık Dikeni veya Deve Çökerten Görünüşü biraz korkutucu, dikenleri biraz can yakıcı olabilir ama bu otun meyvesi, tabiatın bize sunduğu en güçlü doğal eczanelerden biridir. ...

Başı Boş Toprakta Kendiliğinden Çıkıverir : Ağrıları Kesen, Uyku Veren Şifalı Ot (Acı Marul)

Halk arasındaki bilinen adıyla yabani marul, acı marul, eşek marulu veya yağ marulu... Boyu bazen bir insan boyuna yaklaşan, yol kenarlarında, boş arsalarda, taşlık arazilerde ve bahçe duvarlarının diplerinde kendi kendine bitiveren o dikenimsi otu gözünüzün önüne getirin. Çoğumuzun "Aman yabani ot işte" deyip kökünden söküp attığı, yanından geçip gittiği bu bitki, aslında doğanın bize sunduğu en güçlü doğal ağrı kesicilerden ve sakinleştiricilerden biridir. Özellikle ilkbahar aylarında, nisan-mayıs gibi filizlenmeye başlar. Yazın kavurucu sıcaklarına kadar boy atıp o kendine has uçuş uçuş sarımtırak çiçeklerini açar. Ülkemizin hemen her yöresinde, güneşi seven, biraz kurak alanlarda bolca bulunur. Sıradan bir marula benzese de, yapraklarını kopardığınızda veya gövdesini kestiğinizde içinden akan o beyaz, yapışkan ve oldukça acı süt (lateks) asıl şifanın saklı olduğu yerdir. Atalarımız bu bitkinin değerini çok iyi bilmiş, yüzyıllar boyunca sinirleri yatıştır...

Doğanın Yapışkan Şifacısı: Yoğurt Otu ve Sağlığa İnanılmaz Faydaları

Doğanın Yapışkan Şifacısı: Yoğurt Otu ve Sağlığa İnanılmaz Faydaları Doğada yürüyüş yaparken paçalarınıza, çoraplarınıza inatla yapışan o pıtraklı bitkiyi hatırladınız mı? Çoğu zaman bahçeden temizlenmesi gereken bir "yabani ot" muamelesi gören bu bitki, aslında yüzyıllardır şifacılar tarafından baş tacı edilen Yoğurt Otu 'dur (Bilimsel adıyla Galium aparine ). İngilizcede "Goosegrass" olarak bilinen ve dilimizde de bu isimle (veya yöresel olarak Yapışkan Ot/Sünnetlik Otu şeklinde) anılan bu bitki, özellikle lenf sistemini temizlemesiyle ünlü, doğanın en güçlü detoks ajanlarından biridir. Yoğurt otu, sadece hayvanların severek yediği bir yeşillik değil, aynı zamanda modern insanın unuttuğu kadim bir ilaçtır. İşte bu mütevazı bitkinin sağlığınıza sunabileceği 8 mucizevi fayda: Yoğurt Otunun 8 Temel Sağlık Faydası 1. Vücudu Toksinlerden Arındırır (Detoks Etkisi) Yoğurt otu, güçlü idrar söktürücü özellikleri sayesinde vücudun filtreleme sistemini destekl...

Hipokrat'ın Reçetelerine Girmiş Bir Bitki : Ebegümeci

Yol kenarlarında, boş arazilerde veya bir köy evinin bahçesinde kendiliğinden bitiveren o mor çiçekli bitkiyi tanıyor musunuz? Evet, Ebegümeci’den (Malva sylvestris) bahsediyoruz.  Çoğu zaman üzerine basıp geçtiğimiz bu mütevazı ot, aslında yüzyıllardır alternatif tıbbın ve Anadolu mutfağının baş tacıdır. Antik çağlarda Romalıların sofrasından eksik etmediği, Hipokrat'ın reçetelerine giren bu bitki; doğanın bize sunduğu en nazik şifacılardan biridir. Adını yumuşatıcı etkisinden (Latince 'malakos') alan Ebegümeci, sertleşmiş dokuları gevşetmesi, tahrişleri dindirmesi ve vücuda sükunet vermesiyle bilinir. O, toprağın bizlere sunduğu mor bir mucizedir. Ebegümeci’nin sırrı, yapraklarında ve köklerinde saklı olan müsilaj adlı özel bir maddedir. Bu maddeyi doğanın ürettiği "organik bir jel" olarak düşünebilirsiniz. Suyla buluştuğunda aktifleşen bu yapı, vücudumuzdaki tahriş olmuş bölgelerin üzerine koruyucu bir film şeridi gibi örtülür. Do...

Gücünü Pek Az Kişinin Bildiği O Mucize Bitki : Geniş Yapraklı Sinir Otu

Kaldırım çatlaklarında, parklarda veya boş arazilerde yürürken kim bilir kaç defa üstüne basıp geçtiniz. Geniş yapraklı sinir otu, nam-ı diğer "yara otu" (Plantago major), etrafımızda kendi kendine yetişen ama kıymeti en az bilinen bitkilerden biridir. Yere yakın, geniş ve damarlı yapraklarıyla ilk bakışta sıradan bir yabani ot gibi görünse de, atalarımız bu mütevazı bitkiyi yüzyıllardır yara bere iyileştirmekten tutun da mide ve bağırsak sorunlarını çözmeye kadar pek çok dert için kullanmış. Peki Bu Sinir Otu Ne İşe Yarar, Faydaları Nelerdir? Faydaları saymakla bitmez! İlk olarak, yaraların içindeki iltihabı, kiri ve hatta böcek zehrini dışarı çekip çıkarma konusunda bir ustadır. Arı mı soktu veya böcek mi ısırdı? Sinir otu o bölgedeki şişliği indirir ve doğal bir alerji ilacı gibi çalışır. Kanayan bir yeriniz varsa, taze yapraklarını ezip bastırdığınızda kanamayı şipşak keser. Sadece dışarıdan değil, içeriden de şifadır. Çayını demleyip içtiğinizd...

Çamaşır suyu kullanmadan beyazları kar beyaz yapın

Beyaz çamaşırları beyazlatmak için genelde çamaşır suyu kullanmak aklımıza gelir ama bu her zaman en iyi ve en sağlıklı seçenek değil. Neyse ki, çamaşır suyu kullanmadan da beyazlarınızı ışıl ışıl yapmanın birkaç nazik ve doğal yöntemi var. İşte bu yöntemlerden bazıları: 1. Karbonat Mucizesi Karbonat, hem beyazlatma hem de kötü kokuları giderme konusunda harikalar yaratır. Çamaşır makinenizin deterjan gözüne yarım fincan karbonat ekleyin ve her zamanki gibi yıkayın. Karbonat, çamaşırlarınızdaki lekeleri ve griliği azaltarak onları daha beyaz hale getirecektir. İçindekiler: 1/2 bardak karbonat Talimatlar: Kalın bir macun oluşturmak için kabartma tozunu yeterli suyla karıştırın. Macunu doğrudan beyaz kumaş üzerindeki lekeli veya rengi solmuş bölgelere uygulayın. Yumuşak bir fırça veya sünger kullanarak macunu kumaşa yavaşça sürün. Macunu kumaş üzerinde 15-30 dakika bekletin. Kumaşı soğuk suyla iyice durulayın. Giysiyi her zamanki gibi yıkayın, gerekirse ekstra bir durulama işlemi ekl...