Ana içeriğe atla

Kuru Fasulyenin Gaz Yapmaması Nasıl Sağlanır?

Bol proteinli, lezzetli mi lezzetli kuru fasulyeyi çok seviyor, hatta ne kadar çok yersek yiyelim hiç bıkmıyoruz. Kuru fasulye yanına pilav, cacık ya da turşu olan bir masaya kim oturmaz ki? Kuru fasulyenin gaz yapmaması için ne yapmak gerekir biz biliyoruz.

Her güzel şeyin bir bedeli var gibi kuru fasulye yemenin de bir bedeli var, o da ‘’gaz’’ mı diyorsunuz? Hayır, aslında böyle bir bedel yok. Kuru fasulyenin gaz yapmaması için sadece bilmeniz ve yapmanız gereken şeyler var. Bunlar nelerdir gelin bir bakalım…

Konunun başlangıç noktasına gelelim; ‘’Kuru fasulye neden gaz yapar?’’ Kuru fasulye bünyesinde midemizin sindiremeyeceği kadar oligosakkarit bulunduruyor. Oligosakkarit, şeker molekülleridir.

Midemiz ve ince bağırsaklarımız oligosakkariti sindiremez ve bu yüzden başka sevdiğimiz kuru fasulye olmak üzere diğer tüm baklagiller midede rahatsızlık yaşanmasına sebep olur.

Yaşanılan gaz ve mide rahatsızlıklarına çözüm olarak oligosakkaritleri kalın bağırsağa ulaşmadan önce parçalayabiliriz. Bunun için de kullanabileceğiniz sihirli malzemeler ve yöntemler var. Kuru fasulyeyi gaz yapmaması için nasıl pişirmeliyim?

Kuru fasulye yedikten sonra gaz sorunu ve mide sıkışması yaşamamak için pişirme sırasında birkaç püf noktası vereceğiz. Bu bilgilerden sonra gönül rahatlığıyla kuru fasulye yiyebilirsiniz… 1.Adım İşte dilediğiniz gibi kuru fasulye yiyebilmeniz için minicik bir ayrıntı; kimyon.

Kimyon, bağırsaklardaki gaz sıkışmasını engelleyecek ve kuru fasulye yedikten sonra hissettiğiniz rahatsızlığın önüne geçecektir. Kuru fasulye haşlanırken içine bir tatlı kaşığının ucuyla kimyon ilave etmeniz yeterlidir.

2.Adım Kimyonunuz yoksa endişelenmeyin, kekikte aynı işlevi görür.

3.Adım Kuru fasulyenin gaz yapmasını istemiyorsanız bir gece önceden mutlaka ıslatın. Haşlarken de tencereyi sık sık kontrol ederek üzerinde biriken köpükleri daha çoğalmadan alın ve atın. Çünkü o köpükler gaz oluşumuna büyük bir etkendir.

4.Adım Kuru fasulyeye karbonat eklemekte sık kullanılan bir yöntemdir ancak fasulyedeki vitamin ve minerallerin ölmesine sebep oluyor.

Yine de hızlı bir şekilde fasulyelerim pişsin gazı da yok olsun istiyorsanız karbonat tercih edebilirsiniz.

5.Adım Kuru fasulyenin gaz yapmaması için son olarak çiğ patatesten bahsedelim biraz … Dörde bölünmüş çiğ patatesi tencerenin içine atıyoruz.

Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi gaz yapan gıdalarda bu yöntem tercih edilir ancak pişme işlemi bitince patatesi hemen tencereden çıkartıp atmak gerekir. Çünkü patates bütün gazı kendi bünyesinde toplayacak ve tencerede kalmaya devam ederse gaz yeniden kuru fasulyeye geçecektir.

Nohuttan Fasülyesine Baklagil Pişirirken Yapılan En Büyük 9 Hata Sofralarımızın olmazsa olmazı onlar. Kim sevmez kuru fasulyeyi, nohudu, mercimeği, bezelyeyi... Seviyoruz sevmesine lakin, o canım yemekleri hiç farkında olmadan heba ediyoruz çoğu zaman. Neler yapmıyoruz ki...

İşte hakkını vererek bir kuru fasulye bir nohut yapmak istiyorsanız mutlaka yapmamaz gereken şeyler var. İşin sırrı küçük dokunuşlarda gizlidir, en iyi hanımlar siz bilirsiniz bunu... Mesela;

1 - Süre kazanmak için önceden bekletilen bakliyatlara karbonat ekliyorsunuz: Karbonat bu iş için kullanılır,doğru. Fakat karbonatı süre kazanmak için kullanırsak baklagillerin bütün minarellerini kaybederiz.

Eğer güzel bir baklagil yemeği istiyorsanız emek ve sabır ile pişirmeyi deneyin. Ayrıca baklagilleri çeşme suyu yani kireçli su ile de bekletmeyin. Hazır içmiş olduğumuz suların içerisinde bekletin.

2 - Köpük köpük olan haşlama suyunu süzmüyorsunuz: Bazı kişiler köpüğü süzdüğünüzde besin ve minarel kaybı yaşadığınızı söyler. Bu söyletinlere rağmen eğer yedikten sonra rahatsızlık oluşturmasını istemiyorsanız, yani midenizde gaz oluşmasını istemiyorsanız suyun yüzeyine çıkmış olan köpükler süzülmelidir.

3 - Baklagilleri yüksek ateşte pişiriyorsunuz: Hemen pişmesi adına ocağın altını sonuna kadar açıyorsanız büyük yanlış yapıyorsunuz.Çok hızlı pişirdiğinizde baklagillerin kabukları çıkar. Bu yüzden yavaş yavaş,kısık ateşte pişirilmedir.

4 - Pişirme esnasında soğuk su ekliyorsunuz: Eğer yemeğin suyu azaldığında,su ilave edilecek bir durumda özellikle içme suyunu ısıtıp sıcak suyu yemeğe ekleyebilirsiniz. Eğer soğuk su eklerseniz pişirmiş olduğunuz bakliyat serleşecektir.

5 - Tuzu ilk başta kullanıyorsunuz: Tuzu ilk başta ya da ortasında eklerseniz yemek geç pişer. Bu yüzden biraz zaman geçtikten sonra ve yemek pişmeye başladıktan sonra eklerseniz daha iyi olacaktır.

6 - Suyu az ekliyorsunuz: Bakliyat pişirirken en temel prensip su miktarını düzgün ayarlamaktır.Biraz fazla koymalısınız ki yemek piştikten sonra bile bakliyatların üzerinde su görülmelidir. Bunun sebebi yemek piştikten sonra ocağı kapatsanız bile su hala çekilmeye devam eder.

7 - Güveç yapacağınız zaman fırının derecesini yüksek tutuyorsunuz: Güveç her yemeğe özellikle bakliyatlara ekstradan lezzet katmaktadır. Fırında güveç yapacağınız zaman fırınlarınızın sıcaklığı 100 derece altında olmalıdır. Aksi taktirde bakliyatlar içerdiği proteini kaybeder.

8 - Etli yemek yaparken et çeşidine önem vermiyor, rastgele seçiyorsunuz: Eğer imkanınız el veriyorsa dana kuşbaşını tercih edin. Çünkü dana kuşbaşı pişerken saldığı su yemeği daha fazla tatlandırır.

9 - İçinde et olan baklagil yemeklerini pişer pişmez servis ediyorsunuz: Bu tür durumlarda acele etmemelisiniz. Çünkü etlerin suyunu salması için zaman tanımalıyız. Tanımış olduğunuz zaman için pişman olmayacaksınız.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen...

Görsel kaynaklar:

  • https://persianmama.com/wp-content/uploads/2014/10/cooked-beans.jpg
İçerik Kaynakları :
  • https://www.mayoclinic.org/healthy-lifestyle/nutrition-and-healthy-eating/in-depth/legumes/art-20044278
  • https://www.theveggietable.com/blog/cooking-tips/how-to-soak-and-cook-beans-and-legumes/
  • https://www.glnc.org.au/legumes/legumes-cooking-tips/

ŞUAN EN ÇOK NE OKUNUYOR 👇👇

Doğanın Saklı Hazinesi ve Kafeinsiz Enerji Kaynağı

  Doğanın Saklı Hazinesi ve Kafeinsiz Enerji Kaynağı Çoğumuz hurmanın o tatlı, karamelimsi etli kısmını büyük bir keyifle tüketiriz; ancak asıl mucizenin o sert çekirdeğin içinde saklı olduğunu çok az kişi bilir. Genellikle çöp kutusunu boylayan hurma çekirdekleri, aslında kavrulup öğütüldüğünde zengin aromalı, gövdeli ve tamamen kafeinsiz bir kahve alternatifine dönüşür. Yüzyıllar boyunca Orta Doğu kültürlerinde ve Bedevi geleneklerinde şifa kaynağı olarak tüketilen bu içecek, günümüzde "sıfır atık" mutfak akımı ve sağlıklı yaşam arayışlarıyla birlikte modern bir dönüş yapıyor. Eğer kahve ritüelini seviyor ama kafeinin yan etkilerinden kaçınıyorsanız, bu kadim içecek tam size göre. Hurma Çekirdeği Kahvesinin 10 Mucizevi Faydası 1. Kafeinsiz Doğal Enerji Geleneksel kahvenin aksine kafein içermez. Bu sayede kahve içtikten sonra yaşanan o ani enerji düşüşlerini (crash), el titremesini veya çarpıntıyı yaşamazsınız. Akşam saatlerinde bile gönül rahatlığıyla içilebilir. 2. Anti...

Evde Çekirdekten Hurma Ağacı Nasıl Yetişir? (Videolu Anlatım)

Evde Saksıda Hurma Tohumu Çimlendirme Hurma ağacı sıcak iklime uygun bir bitkidir ancak tüm bitkilerde olduğu gibi bitkinin optimum istekleri karşılandığında evimizde yetiştirebiliriz. Hurma ağacını da evimizde yetiştirebileceğimiz üstelik çok hoş bir salon bitkisi olabilecek palmiyelerden biridir. Çekirdekten hurma ağacı yetiştirmenin kolay yolu var. Hurma çekirdeğini kuruyana kadar bir kaç gün sıcak bir alanda bekletip daha sonra su çekene kadar ılık su içinde bekleterek çimlenmesini sağlamak. Su çektiğini anlamanın en kolay yolu çekirdeğin şiştiğini görmektir. Hurma tohumlarını en az 3 gün bir bardak suyun içinde bektin. Hurma çekirdeği şiştikten sonra onu bir kap içerisine ıslak talaş içerisine ekin ve talaşın nemli kalmasını sağlayın. Yaklaşık bir ay sonda hurma ağacınız filiz verecektir ve bitki boyu 10 cm olduğunda onu kum karıştırılmış kaliteli bir torf içerisine alıp yetiştirmeye devam edebilirsiniz. Sonra uygun bir saksıya tohumları ekin. Toh...

Bahçenizdeki Mor Hazine ve Göz Ardı Edilen Şifası

Bahçenizdeki Mor Hazine: Mor Ballıbaba ve Göz Ardı Edilen Şifası Bahçenizde yürürken mor tepeli, ısırgan otuna benzeyen ama dokunduğunuzda elinizi yakmayan o bitkiyi hiç fark ettiniz mi? Çoğu insan onu sadece bahçeyi işgal eden sıradan bir yabani ot sanıp üzerinden atlar geçer. Oysa adı Mor Ballıbaba (İngilizce adıyla Purple Dead Nettle ) olan bu bitki, aslında doğanın bize sunduğu en besleyici ve şifalı hediyelerden biridir. Adında "ısırgan" (nettle) geçmesine rağmen, gerçek ısırgan otuyla bir akrabalığı yoktur ve yakıcı tüylere sahip değildir. Nane ailesinin (Lamiaceae) bir üyesi olan bu bitki; yumuşacık yaprakları, hafif topraksı tadı ve şaşırtıcı tıbbi özellikleriyle doğal yaşam tutkunlarının yeni favorisidir. Mor Ballıbaba (Lamium purpureum) Nedir? Erken ilkbaharda kış uykusundan uyanan ilk yenilebilir yabani bitkilerden biridir. Onu şu özelliklerinden kolayca tanıyabilirsiniz: Yapraklar: Yumuşak, tüylü ve kalp şeklindedir. Renk: Bitkinin tepe k...

Başı Boş Toprakta Kendiliğinden Çıkıverir : Ağrıları Kesen, Uyku Veren Şifalı Ot (Acı Marul)

Halk arasındaki bilinen adıyla yabani marul, acı marul, eşek marulu veya yağ marulu... Boyu bazen bir insan boyuna yaklaşan, yol kenarlarında, boş arsalarda, taşlık arazilerde ve bahçe duvarlarının diplerinde kendi kendine bitiveren o dikenimsi otu gözünüzün önüne getirin. Çoğumuzun "Aman yabani ot işte" deyip kökünden söküp attığı, yanından geçip gittiği bu bitki, aslında doğanın bize sunduğu en güçlü doğal ağrı kesicilerden ve sakinleştiricilerden biridir. Özellikle ilkbahar aylarında, nisan-mayıs gibi filizlenmeye başlar. Yazın kavurucu sıcaklarına kadar boy atıp o kendine has uçuş uçuş sarımtırak çiçeklerini açar. Ülkemizin hemen her yöresinde, güneşi seven, biraz kurak alanlarda bolca bulunur. Sıradan bir marula benzese de, yapraklarını kopardığınızda veya gövdesini kestiğinizde içinden akan o beyaz, yapışkan ve oldukça acı süt (lateks) asıl şifanın saklı olduğu yerdir. Atalarımız bu bitkinin değerini çok iyi bilmiş, yüzyıllar boyunca sinirleri yatıştır...

Ormanın Gizli Hazinesi: Çam İğnesi ve Kabuğunun Bilinmeyen Şifaları

Ormanın Gizli Hazinesi: Çam İğnesi ve Kabuğunun Bilinmeyen Şifaları Doğanın bize sunduğu en cömert ağaçlardan biri olan çam, sadece gölgesiyle veya kerestesiyle değil, her bir iğne yaprağı ve kabuğuyla tam bir "şifa fabrikası" gibidir. Anadolu insanının kadim bilgilerinden modern tıbbın araştırma laboratuvarlarına kadar uzanan bu yolculukta, çam dikeni (iğne yaprağı) aslında sandığımızdan çok daha fazlasını vaat ediyor. Çam dikeni deyip geçmeyin, neye iyi geldiğini öğrenince çok şaşıracaksınız. Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarından, cilt yaralarına ve romatizmal ağrılara kadar bu küçük iğneler devasa bir eczane barındırıyor. Özellikle kış aylarının vazgeçilmezi olan bu yapraklar; akciğer hastalıklarında, müzminleşmiş öksürüklerde, balgam söktürmede ve nefes açmada mucizevi etkiler gösterir. Sadece dahili değil, harici kullanımda da yaraları iyileştirme gücü oldukça yüksektir. ...

Çamaşır suyu kullanmadan beyazları kar beyaz yapın

Beyaz çamaşırları beyazlatmak için genelde çamaşır suyu kullanmak aklımıza gelir ama bu her zaman en iyi ve en sağlıklı seçenek değil. Neyse ki, çamaşır suyu kullanmadan da beyazlarınızı ışıl ışıl yapmanın birkaç nazik ve doğal yöntemi var. İşte bu yöntemlerden bazıları: 1. Karbonat Mucizesi Karbonat, hem beyazlatma hem de kötü kokuları giderme konusunda harikalar yaratır. Çamaşır makinenizin deterjan gözüne yarım fincan karbonat ekleyin ve her zamanki gibi yıkayın. Karbonat, çamaşırlarınızdaki lekeleri ve griliği azaltarak onları daha beyaz hale getirecektir. İçindekiler: 1/2 bardak karbonat Talimatlar: Kalın bir macun oluşturmak için kabartma tozunu yeterli suyla karıştırın. Macunu doğrudan beyaz kumaş üzerindeki lekeli veya rengi solmuş bölgelere uygulayın. Yumuşak bir fırça veya sünger kullanarak macunu kumaşa yavaşça sürün. Macunu kumaş üzerinde 15-30 dakika bekletin. Kumaşı soğuk suyla iyice durulayın. Giysiyi her zamanki gibi yıkayın, gerekirse ekstra bir durulama işlemi ekl...

Yol Kenarından Görmezlikten Gelinip Geçilen Yabani Ot (Antik Mısırların Hazinesi)

Yol kenarlarında, boş arazilerde veya arka bahçenizde kendiliğinden biten, yapraklarının altı hafif dikenli o uzun bitkiyi mutlaka görmüşsünüzdür. Çoğu zaman bir "yabani ot" muamelesi görüp sökülse de, Dikenli Marul ( Lactuca serriola ), aslında binlerce yıldır kullanılan şifalı bir bitkidir. Antik Mısırlılardan günümüze kadar uzanan bir geçmişe sahip olan bu bitki, içerdiği zengin besin değerleri ve şaşırtıcı tıbbi etkileriyle sadece bir ot değil, doğanın sunduğu ücretsiz bir eczanedir. Bir dahaki sefere onu koparmadan önce, sağlığınız için neler yapabileceğine bir göz atın. Dikenli Marulun Sağlığımıza 8 Önemli Faydası 1. Doğal Bir Ağrı Kesici ve Sakinleştirici Bu bitkinin en dikkat çekici özelliği, sapı kırıldığında ortaya çıkan beyaz, süt benzeri özsuyudur (Lateks). Bu sıvı, hafif sedatif (sakinleştirici) ve ağrı kesici özelliklere sahiptir. Geleneksel tıpta baş ağrılarını dindirmek, eklem ağrılarını hafifletmek ve uykusuzluk çekenleri rahatlatmak için kullan...

Anadolu Topraklarının Gizli Şifası (Dikenin İçindeki Cevher)

Anadolu Topraklarının Gizli Şifası: Çoban Çökerten  Eğer köyde yaşadıysanız ya da yol kenarlarında bir yürüyüşe çıktıysanız, ayakkabınızın tabanına veya bisikletinizin lastiğine batan o inatçı, sert dikenli otu mutlaka görmüşsünüzdür. Bizim buralarda ona boşuna "Çoban Çökerten" demezler; çünkü o dikenler öyle serttir ki, çarık deler, hayvanların ayağına batınca koca öküzü bile çöktürür! Türkiye'nin hemen hemen her yerinde yetişse de, en çok Ege, Akdeniz, İç Anadolu ve Marmara bölgelerinin güneşli düzlüklerini sever. Anadolu’nun farklı yörelerinde halk arasında şu isimlerle de anılır: Demir Dikeni (En yaygın adı) Taş Kıran Otu (Böbrek taşlarına olan etkisi nedeniyle) Pıtrak (Ege ve İç Anadolu'da bazı bölgelerde) Çarık Dikeni veya Deve Çökerten Görünüşü biraz korkutucu, dikenleri biraz can yakıcı olabilir ama bu otun meyvesi, tabiatın bize sunduğu en güçlü doğal eczanelerden biridir. ...

Senede 1 Bu Karışımı Evine Uygulayanın Evine Böcek Girmez

Evinizden çıkmayan inatçı böceklerinden kurtulmak için bu karışımı hazırlamalı ve 4-5 gün üst üste uygulamalısınız. Ardından böceklerin kaçtığını, kaçmayanların da öldüğünü göreceksiniz. Özellikle hamam böceği görünümü ve hareketleri nedeniyle oldukça ürkütücü ve tiksindirici bir haşeredir. Birçok kişi karşı karşıya gelmekten bile korkarken kimileri de düşünmeye dahi dayanamaz. Tüm bunların yanında kimse evinden sürekli olarak üreyen hamam böceği ailesinden birey görmek istemez. Marketlerde satılan kimyasal ürünleri kullanarak kendinizin ve evdeki sevdiklerinizin sağlığını riske atabilir ya da kendi böcek savıcı ilacınızı kendiniz hazırlayabilirsiniz. Çünkü bu böcekler ile mücadele etmezseniz evinize sık sık bakteri taşıyacaklar, kısa sürede hastalık derecesine varan sonuçlar ile karşılaşabileceksiniz. Doğal böcek ilacı nasıl hazırlanır? Vereceğimiz tarifi uygulamadan önce ilk olarak aşağıdaki önlemleri almalısınız. Çöp kutusunu günde bir boşaltmal...

Hipokrat'ın Reçetelerine Girmiş Bir Bitki : Ebegümeci

Yol kenarlarında, boş arazilerde veya bir köy evinin bahçesinde kendiliğinden bitiveren o mor çiçekli bitkiyi tanıyor musunuz? Evet, Ebegümeci’den (Malva sylvestris) bahsediyoruz.  Çoğu zaman üzerine basıp geçtiğimiz bu mütevazı ot, aslında yüzyıllardır alternatif tıbbın ve Anadolu mutfağının baş tacıdır. Antik çağlarda Romalıların sofrasından eksik etmediği, Hipokrat'ın reçetelerine giren bu bitki; doğanın bize sunduğu en nazik şifacılardan biridir. Adını yumuşatıcı etkisinden (Latince 'malakos') alan Ebegümeci, sertleşmiş dokuları gevşetmesi, tahrişleri dindirmesi ve vücuda sükunet vermesiyle bilinir. O, toprağın bizlere sunduğu mor bir mucizedir. Ebegümeci’nin sırrı, yapraklarında ve köklerinde saklı olan müsilaj adlı özel bir maddedir. Bu maddeyi doğanın ürettiği "organik bir jel" olarak düşünebilirsiniz. Suyla buluştuğunda aktifleşen bu yapı, vücudumuzdaki tahriş olmuş bölgelerin üzerine koruyucu bir film şeridi gibi örtülür. Do...